Belki
18 Eylül 2009
Omzunda Bir El
Bazen bir arkadaşınız üzülür ve sizde onun bu üzüntüsünü paylaşmaya çalışırsınız ya. Ama ne derseniz deyin bir türlü sizi tatmin etmez. Hele karşı taraf duygusal bir çöküntü içinde ve sizle dertlerini paylaşıyorsa, söyleyeceğiniz her kelime, kuracağınız her cümle neredeyse kusursuz olmak zorunda. Karşı tarafın bu kadar hassas olduğu bir konuda yanlış bir şey söyleyip onu daha da üzmek istemezsiniz herhalde. Üstelik karşınızdaki çok değer verdiğiniz, saydığınız bir arkadaşınızsa.
Böyle zamanlarda kendinizi ipin üzerindeki cambaza benzetebilirsiniz. Karşınızdakinin acısını paylaşmaya, ona moral vermeye çalışırsınız ve bunun bir an önce bir sonuca ulaşmasını beklersiniz. Çünkü onun acısı bir süre sonra sizi de etkilemeye başlar, sizi de üzer. Kendinizi bu üzüntüye kaptırırsanız eğer moral vermek adına anlamsız ve yıpratıcı cümleler kurup ipten aşağı düşebilirsiniz.
Yuvarlak cümleler kurmayı seven biri değilim. Eğer söyleyeceğim bir şey varsa hemen söylerim, gereksizse de hiç konuşmam. Ama karşınızda duygusal anlamda yıpranmış birisi varsa, konuşup ona moral vermekten başka da şansınız yok. Bu bir zorunluluk değil, kişisel bir gereklilik. Üçüncü bir şahıs olarak olaylara direk müdahale edemezsiniz ama en azından duygusal çöküntünün karşı tarafta yarattığı karamsarlığı bir nebze olsun “belki” geçici bir süre unutmasını sağlayabilirsiniz.
Etiketler: Arkadaşlık, Aşk, Dostluk, Hayal kırıklığı, Sevgi, Üzüntü




