Haddini Bilmek!
27 Eylül 2009Bizim insanımız her şeyi bilir ama bir türlü haddini bilmez. Şimdi diyeceksiniz ki “Nerden çıktı bu konu?”. Anlatayım. Hepimizin hayatta diğer insanlara göre biraz daha bilgi sahibi olduğumuz konular vardır. Kimimiz bilgisayardan çok iyi anlarız, kimimiz müzikten, kimimiz tarih biliriz, kimimiz matematik. Ama şu bir gerçek ki hiç kimse her konu hakkında bilgi sahibi değildir.
Diyelim ki yanınızda doktor bir arkadaşınız var. Bir diğer arkadaşınız ise o arkadaşınızın doktor olduğundan habersiz olarak gayet masumane bir şekilde size sağlıkla ilgili olan bir problemini anlatıyor ve sizden kendisine bir fikir vermenizi istiyor. O noktada ne yapardınız? Yanınızda bir doktor olduğu için dönüp ondan bir cevap vermesini mi isterdiniz, yoksa onun yüzde bir seviyesindeki tıp bilginizle, onu hiçe sayarak siz mi yardım etmeye çalışırdınız? İşte haddini bilmek bu noktada ortaya çıkıyor. Haddinizi bilip “burada doktor var ona danışalım” demek daha mantıklı ve yapılması gereken bir davranış değil mi?
Ama her zaman böyle olmuyor işte. Biz de kendimizi az çok bilgisayar konusunda bilgi sahibi olarak görüyoruz. Tabii ki bir otorite değilim ama diğer sıradan kullanıcılardan farkım bu alanda çok da fazla işe yaramayan bir diplomam olması ve 1992 yılından beri bu aletle haşır neşir olmam. Eski çalıştığım yerde de benim yanımda, benim alanımla ilgili yalan yanlış ahkam kesenler oldu. Bre iki dakika dur be kafir. Şöyle bir etrafına bak. Senin yanında konuya senden daha hakim birileri var. Belki kendi egolarını tatmin etmek, belki de bana bir mesaj vermek amacıyla bu şekilde davranıyorlardı ama gerçekten gülünç duruma düştüklerinin de farkında değillerdi.
Bu konuda bile çok saygılıyım aslında. Yakından tanıdığım insanların sağdan soldan duydukları yalan yanlış bilgileri gelip de bana kendi bilgileriymiş gibi anlatmalarına fazla ses çıkarmıyorum. Akılları sıra “bak bende senin kadar anlıyorum” demek istiyorlar. Ama iki dakika sonra daha önce hiç duymadıkları şeylerden bahsetmeye başlayınca da ağızları açık beni dinliyorlar. Eminim o bilgileri de gidip başkalarına satıyorlardır. Velhasıl ben haddimi biliyorum. Sizler de biliniz ve gülünç duruma düşmeyiniz.
Etiketler: Bilgisayar - İnternet, Diploma, Doktor, Haddini Bilmek, Müzisyen






Fazla mütevazi olma, gerçek sanırlar diye bir laf vardır ya aslında kesinlikle mütevazi olunması gerektiğini savunanlardanım. Malum boş başak dik durur derler. Lakin bu sözü de zaman zaman düşünmüyor değilim.
birde şöyle birşey vereyim http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mutevazi+olma+gercek+san%C4%B1rlar
öte yandan senin bu yazıda en sonunda yaptığını anlattığın şey, yani haddini bilmekte
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kendi+kendini+%C3%B6veni+ba%C5%9Fkas%C4%B1+da+%C3%B6ver
haklisin, diyecek fazla birseyim yok fakat bir bilgi sahibi olmak var, bir de fikir sahibi olmak var. insanlar fikir sahibi oldugu surece bunu paylasmak isterler, normaldir. tabiyki bilgi sahibi olan birinin yaninda ahkam kesmek sadece “bilmislik ve hadsizlik” ornegidir ona lafim yok:)
Gülnihal, yine biz doğru yoldan şaşmayalım. Eninde sonunda döverim birisini bu yüzden olur biter. Kulakları çınlasın Şeref hocanın yakasına sırf bu yüzden yapışmıştım.
Çiğdem ne yazık ki bizde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar da çok. Konu ile ilgili hiçbir bilgisi olmaması onun fikrini söylemesine engel değil bizim ülkemizde. Takdir edersin ki o fikir de külliyen boş bir fikir olacaktır. Bu videoyu izlersen olayı daha iyi anlarsın.
http://www.youtube.com/watch?v=KXPuwz6XXAw