İnciraltı Deniz Müzesi
03 Nisan 2009
TCG Ege ve Hemen Önünde TCG Piri Reis
Bugün evden nereye gideceğimizi bilmeden çıktık dışarı. Nereye gitsek, nereye gitsek? Yolda İnciraltına gitmeye karar verdik. Amacımız orada oturup bir şeyler içip vakit geçirmekti. Havalar da bu aralar gündüzleri iyi zaten. Ama geceleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim çünkü biraz önce arkadaşımla Kordon’da otururken gerçekten üşüdüm. Allahtan yanıma kalın bir şeyler almıştım. Ona rağmen havanın serinliği bizi oldukça rahatsız etti.
Neyse gündüze geri dönelim. İnciraltına gelip arabayı park ettikten sonra bir de baktık ki Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir firkateyn ve bir denizaltı kıyıda yan yana duruyorlar. Biraz yaklaştık ve halkın ziyaretine açılmış olduklarını öğrendik ve girdik içeriye. Açıkçası başlarda bana öyle de cazip bir fikir olarak gelmedi. Neyse paramızı verdik ve firkateynin arka tarafından giriş yaptık. Firkateyn TCG EGE adını taşıyordu. 1970 yılında Amerikan ordusunda hizmete başlamış daha sonra 1994 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından satın alınmış. 2005 yılında hizmetten ayrılmış ve çeşitli tadilatlardan sonra müze olarak hizmet vermeye başlamış.

TCG Ege ve Hemen Yanında TCG Piri Reis
Gemiye ilk adımımızı attığımızda ilgimi çeken ve merak ettiğim tek şey sağ tarafımızda bulunan denizaltının da içini gezip gezmeyeceğimiz oldu. Denizaltı bana biraz daha cazip geliyor nedense. Gemiyi bahriyeli iki er eşliğinde ve grup olarak dolaşıyorsunuz. Ziyaretçi sayısı makul bir sayıya (10 – 15 kişi) ulaşana kadar bekleme salonu gibi karanlık bir yerde size plazma tv eşliğinde Deniz Kuvvetleri’ne ait görüntüler gösteriyorlar. Gazı veriyorlar anlayacağınız. Gazı aldıktan sonra başlıyorsunuz gezmeye. Geminin içinde ağır bir rutubet kokusu var. Dile kolay 40 yıldır denizin üzerinde o kadar da olsun değil mi? Ziyaretçiler için geminin içinde bir gezi güzergahı hazırlanmış. Öyle her odaya girip çıkamıyorsunuz. Tüm odaların kapıları açık ama çoğuna sadece dışarıdan bakmakla yetiniyorsunuz. Berberinden, tuvaletine, yemekhanesinden, komutanların dinlenme odalarına kadar pek çok odaya sadece dışarıdan bakıyorsunuz ki zaten koca bir kalabalığın o ufak odalara girmesi de imkansız.

TCG Piri Reis ve sağlı sollu 3 katlı yataklar
Geminin içinde gerçekten enteresan yerler var. Benim en çok ilgimi çeken geminin savaş harekat merkeziydi. Karanlık ve diğer odalara göre geniş bir oda. Koltuklarda asker üniforması giymiş mankenler oturuyor ve hepsinin ellerinde ve suratlarında maskeler var. Bunun nedeni sorulduğunda da görevli askerler savaş sırasında geminin ilk hedefinin savaş harekat merkezi olduğu için patlama ve yangın anında askerlerin en az zararla kurtulabilmesi için böyle maskeler taktıklarını söylediler. Unutmadan bizi gezdiren bahsettiğim iki asker nerede bulunuyorsak orası hakkında bilgiler veriyor ve sorulan soruları cevaplandırıyorlardı. 7 katlı geminin tüm katlarını gezdirmiyorlar tabi. Ama gezdiğimiz yerler bile insanı gerçekten yoruyor. Aklımda kalan enteresan bir noktada mutfağın makine dairesinin hemen üzerinde olması. Buradaki amaç da gemide pişen yemeklerin ateş kullanılmadan tamamen makine dairesinden gelen sıcaklıkla pişirilmesini sağlamakmış. Enteresan gerçekten. Geminin altını üstüne getirdikten sonra geldik denizaltıya…

TCG Ege
Gemiden ayrılmadan önce görevli asker grubun içinde astımlı, kalp rahatsızlığı bulunan, kapalı ortam korkusu olan kişileri denizaltıya girmemeleri konusunda uyardı. Bu uyarıdan sonra gruptan ayrılanlar oldu. Neyse denizaltının üst tarafında bulunan ve müze olduktan sonra eklenen bir kapıdan aşağıya doğru indik. Bu kapıyı yaşlıların daha kolayca girebilmeleri için yapmışlar. Denizaltı S-343 TCG PİRİ REİS adını taşıyordu. 1944 yılında Amerikan donanmasında hizmete girmiş, 1960 yılında Türk Deniz Kuvvetleri tarafından kiralanmış ve 1973 yılında da tamamen satın alınmış. Denizaltıya girmemizle o filmlerde ve bilgisayar oyunlarında gördüğüm sahneler hemen gözümün önüne geldi. Kısıtlı yer yüzünden her şey iç içe planlanmış. Çünkü gerçekten yürüyecek yer bile yok desem yeridir. İçerisini “dar” kelimesiyle anlatmaya kalksam o bile yetersiz kalır. Mesela üç kişilik bir ranza düşünün. En üstte yatan için belki fazla bir sorun yok ama orta ve altta yatan için yatağa yattığınızda üstteki yatakla aranızda sadece 5 – 6 santimlik bir boşluk kalıyor. Sağa sola dönmeyi unutun zaten. Aynı yerde bu şekilde yatan 18-20 kişi düşünün. Bunları gördükçe zaten içinize bir fenalık gelecek, orası kaçınılmaz. Yukarıda gemi için söylediğim rutubetli kelimesi bu denizaltı için biraz anlamsız kalıyor. Çünkü denizaltının kendisi rutubet olmuş durumda.
Denizaltının içinde, dediğim gibi her şey minyatür. Tuvaletler, duşlar, kapılar. Hele odalar arası geçişlerde bir kapılar var ki… Birde kiloluysanız acayip şekilde zorlanıyorsunuz geçerken. Aslında kapı değil de duvara açılmış bir delikten geçiyorsunuz demek daha doğru olur. Ama asıl bomba bu değil. (Azzz soora
Tüm denizaltıyı yaklaşık 25 dakikada gezdik. Zaten her şey iç içe olduğu içinde gezerken gözden bir şeyin kaçması zor. Bir de gemide ve denizaltıda sonar odalarını seslendirmişler. Hani bilirsiniz denizaltının içinde belli aralıklarla “lülülü” şeklinde bir ses vardır ya. İşte onu duyuyorsunuz ama banttan. Olsun yine de olaya hava katıyor. Hoş hoparlörler görünürde olmasaymış daha gerçekçi olabilirmiş. Dediğim gibi ortam dar olduğu için bazı şeyler gözden kaçmıyor.

TCG Piri Reis'in güvertesi ve ben
İşte geldik gezinin bomba kısmına… Denizaltının içinden tekrar yukarıya çıkmak için bir bölümde toplandık. Bir de baktık o da ne? Tavanda yuvarlak bir kapak ve yukarıya doğru uzanan metal bir merdiven. Hani bildiğiniz duvara dayayıp çıkarsınız ya. İşte onun metal olanı ve beş metreden daha yüksek. Aramızda yaşlılar da var tabi. Herkesi bir korku aldı. O zamana kadar dır dır dır konuşan yaşlı teyzeler birden endişeli endişeli çıkanları izlemeye başladılar. Bir ara yukarı çıkma işleminde bir duraklama oldu. Ne oldu falan derken 18 – 19 yaşlarda bir kızın merdivenin yarısına gelip orada korkudan ağlamasına şahit olduk. Sonra askerler bir şeyler yaptılar da kızı çıkardılar yukarı. Neyse dışarı çıktık falan ama yaşlı teyze ve amcalardan çıkamayıp geriye dönen ve denizaltıya girdiğimiz yerden dışarı çıkanlar da çok oldu. Velhasıl güzeldi. Tavsiye ederim. Hele denizaltıya bir girin de fenalık geçirmek nasıl oluyormuş bir görün. Bu adresten de müzenin videosunu izleyebilirsiniz. http://video.turk.net/video/izle/4610
Etiketler: Deniz Müzesi, Denizaltı, Gemi, İnciraltı, Kordon, TCG Ege, TCG Piri Reis






Tebrikler ödüllendirildin!!!
http://gnhnm.blogspot.com/2009/04/odullendirildim-ve-odullendiriyoruuummm.html
Bu arada oradaki aptal şartları yapma sakın ben laf olsun diye yazdım. Amaç sadece sevdiğim blogerları ödüllendirmek, bir şekilde belli etmek
Teşekkür ederim ödül için Gül. Ben de ödül vermeye kalksam zaten senden başka alan olmaz. Çünkü bir tek senin blog var
süper bir yer tekrar gezilecek bir yer yazılarınız çok güzel TEBRİKLER:)
Arkadaşlar ben gezdim. Gerçekten harika, acil, ameliyathane bile var. Her gün gidip gezmek isterdim İzmirli denizci arkadaşlar gitmenizi tavsiye ederim.