Şu Günlerde…
17 Şubat 2010Arkadaşım Ercan’la uğraşıyorum aslında. Ercan hakkında geçen yaz aylarında uzun bir yazı yazmıştım fakat bloğun çökmesi yüzünden o yazı heba olmuştu. Hatta aynısını bir daha kolay kolay yazamayacağım için de üzülüyorum. Kısmet böyle bir yazıda Ercan’dan bahsetmekmiş. Arkadaşım ciddi bir ayrılık acısı çekiyor şu aralar. Çeşitli anlaşmazlıklar ve yanlış taktikler sonucunda kız arkadaşını kaybetmiş bulunuyor. Her ne kadar ben kendi açımdan baktığımda daha henüz her şeyin bitmediğini düşünsem de bizim “Negatif Ercan” her fırsatta “Abi bitti kesin aramaz artık” deyip duruyor.
Olayın iç yüzü çok karışık aslında. Aileler de bir tarafından olaya dahil oldular. Zaten ortalığı karıştıranlarda onlar her zaman olduğu gibi. Şu saatten sonra çık işin içinden çıkabilirsen. Ama aileleri olaya dahil etmeden önce iyice bir düşünmek gerektiğini unutmamak lazım.
Tipik bir aşk acısı işte yaşadığı… Eski telefon mesajlarına bakmalar, arabesk şarkılar dinlemeler vs. Bu adam daha kızı ilk gördüğünde de bana “yok abi bu hatun bana bakmaz” demişti. Yani negatifliği olayın başında da mevcuttu ama olay hiç de öyle gelişmemişti. Neyse olunca oluyor demek ki. O kadar da karamsar olmaya gerek yok. Sonra, sabahın köründen akşama kadar mesajlaşmalar falan. İyi güzel de ben bu uzun telefon mesajlaşmalarının, mesaj sayısı arttıkça boka sardığını düşünüyorum. Hele konu böyle “biz ne olucaz?”, “ilişkimiz n’olcak?” şeklinde ciddi noktalara gelirse emin olun insan “keşke tadında bıraksaydık” diye düşünüyor. Zaten bölük börçük kısa mesajlarla ciddi şeyleri anlatmaya kalktığınızda yanlış anlatma, ya da karşınızdakinin sizi yanlış anlama olasılığı oldukça yüksek.
Etiketler: Aşk, Aşk Acısı, Benden, Bornova, Cep Mesaj, Ercan, Sevgi, Telefon





