<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MemoBlog &#187; Derince</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetperdeci.com/tag/derince/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetperdeci.com</link>
	<description>Kişisel Bir Blog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 14:39:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>17 Ağustos 1999</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/17-agustos-1999.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/17-agustos-1999.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 00:55:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[17 Ağustos 1999]]></category>
		<category><![CDATA[Adapazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Derince]]></category>
		<category><![CDATA[Gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit]]></category>
		<category><![CDATA[TGRT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[Bugün şu saatler itibariyle büyük depremin tam onuncu yılı. Bu satırları yazarken on yıl önce bu saatlerde neler yaşadığım bir defa daha canlanıyor gözümde. İzmir&#8217;in bunaltıcı yaz sıcağında televizyon seyrediyordum. Sonra bir sallantı hissettim. Uzaktan kumanda hemen yanımda olduğu için İzmir kanallarını açtım. Belki canlı yayın yapan bir kanal vardır da programdakiler deprem olunca nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün şu saatler itibariyle büyük depremin tam onuncu yılı. Bu satırları yazarken on yıl önce bu saatlerde neler yaşadığım bir defa daha canlanıyor gözümde. İzmir&#8217;in bunaltıcı yaz sıcağında televizyon seyrediyordum. Sonra bir sallantı hissettim. Uzaktan kumanda hemen yanımda olduğu için İzmir kanallarını açtım. Belki canlı yayın yapan bir kanal vardır da programdakiler deprem olunca nasıl davranacaklar onu merak ettim. Evet depremin İzmir&#8217;de olduğunu düşünmüştüm çünkü buralarda o kadar sık deprem olur ki&#8230; Ama bu arada sallantı azar azar devam ediyordu. Sonra annemler uyandılar. Bu arada camlar, kapılar açık dışardan arabaların alarm sesleri geliyor. Ama bizde yine panik yok, İzmir kanallarını dolaşmaya devam ediyoruz.</p>
<p>Aradan on dakika geçti geçmedi. TGRT&#8217;de bir bayan sunucu telaş içinde birşeyler geveliyordu. Biraz kulak verince olayın büyüklüğünü anlamaya başlayacağımız o cümleyi söyledi : &#8220;Adapazarı ve İzmit&#8217;ten haber alamıyoruz&#8221;. Belki de çaresizliği en iyi şekilde anlatıyordu bu sözcükler. Çünkü bir televizyon kanalı düşünün ki izleyicilerine &#8220;haber alamıyoruz&#8221;u verebileceği en iyi haber olarak sunan.</p>
<p>Biz 14 yıl boyunca İzmit&#8217;in Derince Belediyesi&#8217;nde oturduk. Burası depremin en çok vurduğu yerlerin başında geliyor ve tüm eski komşularımız, arkadaşlarımız halen orada oturuyorardı. Kimsenin inanamayacağı bir şekilde depremden yaklaşık 20 dakika sonra orada oturan eski komşumuza telefonla ulaştık. Söylediği kelimelere inanabilmek gerçekten zordu. Binaların yıkıldığını, elektriklerin kesildiğini söylüyordu. Bu arada İzmir&#8217;de olmamıza rağmen gözümüz oturma odamızın avizesindeydi. Çünkü sürekli bir sallanma durumu vardı. 500 km. uzaktaki bir depremin ve artçı sarsıntılarının İzmir&#8217;den bile hissedilmesi hiç iyiye alamet değildi.</p>
<p>O gece ailece hiç uyumadık. Sürekli kanal değiştirip en son haberleri öğrenmeye çalışıyorduk. İlk defa o gün kabusun güneşli bir yaz sabahında da olabileceğini anladım. Hava aydınlanmıştı fakat televizyondaki görüntüler eve giren güneş ışığını adeta karartmıştı. 17 Ağustos depremi deyince aklıma ilk gelen, camdan odaya vuran güneş ışığı ve televizyondaki enkaz görüntüleri olur hep.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/17-agustos-1999.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgun, Bitkin, Ölgün</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/yorgun-bitkin-olgun.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/yorgun-bitkin-olgun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 18:15:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara İl Jandarma Komutanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Derince]]></category>
		<category><![CDATA[Freddy'nin Kabusları]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kordon]]></category>
		<category><![CDATA[Need For Speed]]></category>
		<category><![CDATA[TCDD Lojmanları]]></category>
		<category><![CDATA[Trafik]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcell]]></category>
		<category><![CDATA[Urla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[Evet efendim dün akşam saatleri itibariyle Ankara’dan döndüm. Aslında dün bir şeyler yazacaktım fakat o kadar yorgundum ki elim ayağım tutmuyordu. Hatta Derince TCDD Lojmanlarından komşumuz olan Mete abim iş için bir günlüğüne İzmir’e gelmiş, daha kapıdan içeri girerken beni aradı “Kordondayım gel bira ısmarlayayım” diye, ona bile hayır demek zorunda kaldım. Malum, iki günde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp">Evet efendim dün akşam saatleri itibariyle Ankara’dan döndüm. Aslında dün bir şeyler yazacaktım fakat o kadar yorgundum ki elim ayağım tutmuyordu. Hatta Derince TCDD Lojmanlarından komşumuz olan Mete abim iş için bir günlüğüne İzmir’e gelmiş, daha kapıdan içeri girerken beni aradı “Kordondayım gel bira ısmarlayayım” diye, ona bile hayır demek zorunda kaldım. Malum, iki günde yirmi saate yakın araba kullanınca insanın bu hale gelmesi normal. Aslında sadece yol değil, bir de Ankara’nın içinde araba kullanınca bu yorgunluğun etkisi daha da artıyor.</div>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 560px"><img title="Giriş 1" src="http://img12.imageshack.us/img12/3503/001act.jpg" alt="Giriş 1" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Giriş 1</p></div>
<p>Ankara trafiği demişken; o nedir be abi? Hayatımda gördüğüm en rezil trafik. İstanbul trafiği Ankara trafiğinin rezillik bakımından yanına bile yaklaşamaz. Şehir içi ortalama hız 120 km. Herkes cambaz olmuş. Adamlar üç şeritli yolda sanki Need For Speed oynar gibiler. Sağdan bir araba çıkar, en sol şeride atlar, soldaki üç şerit geçip zınk diye yolun sağında durur. Ankara Büyükşehir Belediyesi de o yolları ne güzel yapmış. İzmir’de on dakika içinde gittiğiniz mesafeyi Ankara’nın karışık ve arapsaçı yollarında yarım saatte alıyorsunuz. Bu nedir yahu? Dolan dolan bir türlü gideceğiniz yere varamıyorsunuz Fredy’nin Kabusları’ndaki gibi. Tabelalar desen göt kadar. Hem de yol ayrımının tam başladığı yerde. Şunu biraz ayrımdan önceye koy da şoförler ona göre yollarını ayarlasınlar.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 560px"><img title="Giriş 2" src="http://img16.imageshack.us/img16/3797/002qyv.jpg" alt="Giriş 2" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Giriş 2</p></div>
<p>Neyse. Kardeşimi birliğine teslim ettik. Ankara İl Jandarma Komutanlığı. Kapıda kalabalık vardı tabi. Ama aileler çoğunluktaydı. Çok da beklemedik. Yine kapıda bir sürü işgüzar asker. Yok “orada durmayın”, yok “şurayı geçmeyin”, yok “fotoğraf çekmeyin”.  Gerçi onlarda kendilerine söyleneni yapıyorlar ama insanlar tabi ki fotoğraf çekecekler. Herkesin başına hayatında bir defa gelen bir şey bu. Kayıt altına almadan olur mu? Anlayacağınız saçmalıklar daha kapıdan başlıyor. Kendisinden aldığımız ilk haberlerde kaldığı yerin beş yıldızlı bir otel gibi olduğunu öğrendik. Ayrıca bugün itibariyle ilk eğitimine çıkmış. Botu çok vuruyormuş ve ayağının her yeri acıyormuş. Eziyetten başka bir şey değil anlayacağınız şu askerlik.</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 560px"><img title="Ankara" src="http://img25.imageshack.us/img25/3025/004coe.jpg" alt="Ankara" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Ankara</p></div>
<p>O gece bir akrabamızda kaldık. Tabi yorulduk. İnsan yorgun olmaya görsün bir. İçinden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Ayrıca Ankara’nın havasından da bahsetmeden olmaz. Ne kadar güzel bir havadır. Sabah serin, akşam serin. Gerçi giderken yol boyunca Afyon, Uşak, her yer serindi. İzmir neden böyle değil?</p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 560px"><img title="Ankara 2" src="http://img16.imageshack.us/img16/4978/003riy.jpg" alt="Ankara 2" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Ankara 2</p></div>
<p>Bu arada kardeşimi Ankara’ya götürmeden bir gece önce &#8220;Turkcell sponsorluğunda <img src='http://www.mehmetperdeci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8221; kendisinin şerefine Urla’da bir yemek verildi. Gece geç vakitte eve dönerken de çevirmeye yakalandım. 45 promil çıktı. 5 promille kaçırdım yani. Olsun artık önümüzdeki çevirmelerde aşmaya çalışacağız <img src='http://www.mehmetperdeci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 560px"><img title="Alinin şerefine verilen yemek" src="http://img25.imageshack.us/img25/2349/005fof.jpg" alt="Alinin şerefine verilen yemek" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Ali&#39;nin şerefine verilen yemek</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/yorgun-bitkin-olgun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşin Suyunu Çıkarmak</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/isin-suyunu-cikarmak.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/isin-suyunu-cikarmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 19:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset - Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[Derince]]></category>
		<category><![CDATA[Din Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[İl Milli Eğitim Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[Laik]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Reis İlköğretim Okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Dün ilkokul öğretmenimi belki internetten bulabilirim düşüncesiyle Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün internet sitesine girdim. Tabi bunu yapmadan önce ilk olarak Google’da arattım fakat bir sonuca ulaşamadım. Neyse öğretmenimin benim okuduğum Derince Turgut Reis İlköğretim Okulu’ndan sonra Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde çalıştığını daha önce ilkokul arkadaşlarımdan öğrenmiştim zaten.
Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün internet sitesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün ilkokul öğretmenimi belki internetten bulabilirim düşüncesiyle Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün internet sitesine girdim. Tabi bunu yapmadan önce ilk olarak Google’da arattım fakat bir sonuca ulaşamadım. Neyse öğretmenimin benim okuduğum Derince Turgut Reis İlköğretim Okulu’ndan sonra Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde çalıştığını daha önce ilkokul arkadaşlarımdan öğrenmiştim zaten.</p>
<p>Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün internet sitesine girdim ve oradan da üşenmeden tek tek bağlı bulunan ilçe milli eğitim müdürlüklerinin internet sitelerine bakmaya başladım. İlk başlarda sadece fotoğraflardan tanımaya çalıştım ama tanıyamama olasılığını düşünerek çalışanların ayrıntılı bilgilerini de okumaya başladım. Üç dört öğretmenin özgeçmişini okudum ve o anda gerçekten büyük bir dehşete düştüm. O noktadan sonra zaten kendi öğretmenimi aramayı falan unutmuşum. Herkesin tek tek özgeçmişlerini okumaya başladım. Hepsi bir tek ortak noktada buluşuyordu. Bu adamlar ya İlahiyat fakültesi mezunuydular ya da öğretmenliklerinin uzun yıllarını İmam Hatip Liselerinde öğretmen olarak geçirmişlerdi. Tabi ki sonra da böyle il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde yüksek görevlere atanmışlardı.</p>
<p>O noktadan sonra bu öğretmenlerin fotoğraflarına daha da dikkatli bakmaya başladım ve bıyıklarını fark ettim. Evet, çoğunda bana çok itici gelen ince bıyık vardı. İnsanları dış görünüşlerinden dolayı yargılamayı sevmem. Ama bu dış görünüş hiç hoşlanmadığım siyasi bir düşüncenin sembolü olmuşsa ve bu öğretmenlerin çoğunluğu bu şekildeyse, bu noktada söylenecek her söz mübahtır. Çünkü din öyle ya da böyle bir şekilde devletin kurumlarına girmiş daha da kötüsü marifetmiş gibi insanların gözüne gözüne sokulmuştur bu bıyıklarla.</p>
<p>İl milli eğitimi ve ilçe milli eğitim müdürlüklerini geçtim. Bu seferde okullarda durum nedir bunu merak ederek çeşitli okulların internet sitelerine girerek öğretmen ve yönetici kadrolarındakilerin özgeçmişlerini okumaya başladım. Bu kadrolaşmanın en alt tabakası olarak görebileceğimiz okullarda durumun o kadar da kötü olamayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Okul müdürlerinin ve yardımcılarının büyük çoğunluğu ne yazık ki ya Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri ya da yine yukarıda da yazdığım şekilde uzun yıllar İmam Hatip Liselerinde öğretmenlik yapmış kişilerden oluşuyor. Benim kızdığım nokta da aslında din öğretmenlerinin yönetici yapılması değil. Kızdığım nokta başka branş öğretmenlerini adeta hiçe sayarak ezici, alay eder gibi ve göstere göstere bu işin yapılması. Yap ama fark ettirmeden yap. Yap ama suyunu çıkarmadan yap.</p>
<p>O zamanlar, okuduğum lisedeki din öğretmenimin de yıllar sonra mezun olduğum ilkokula müdür olarak atanması da işin boyutunu anlamak için güzel bir örnekti aslında. Bütün bu olup bitenleri gördükten sonra da zaten ilkokul öğretmenimin bulunduğu görevde çok da fazla kalamayacağından emin oldum. Çünkü benim öğretmenim yobaz değil Cumhuriyetçi ve Laik bir ilkokul öğretmeniydi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/isin-suyunu-cikarmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
