<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MemoBlog &#187; TCDD</title>
	<atom:link href="http://www.mehmetperdeci.com/tag/tcdd/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehmetperdeci.com</link>
	<description>Kişisel Bir Blog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 14:39:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Neler Oluyor?</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/neler-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/neler-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 00:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir Ekspresi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Müdür]]></category>
		<category><![CDATA[Hızlı Tren]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza]]></category>
		<category><![CDATA[Makinist]]></category>
		<category><![CDATA[TCDD]]></category>
		<category><![CDATA[Tren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[Bu TCDD&#8217;ye bir haller oluyor ama kestirmek gerçekten güç. Trenlerin hiç bir dönemde bu kadar çok ve sık kaza yaptıklarını hatırlamıyorum. Hadi yük trenleri falan çarpışıyordu ama yolcu trenlerinin bu kadar kaza yapmaları pek iyiye alamet değil. Zamanında &#8220;tren yolculuğu en güvenli yolculuk&#8221; denildi durdu. Artık onun da güvenirliliği tartışılmaya başlandı.
Dün yine Bilecikte iki tren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu TCDD&#8217;ye bir haller oluyor ama kestirmek gerçekten güç. Trenlerin hiç bir dönemde bu kadar çok ve sık kaza yaptıklarını hatırlamıyorum. Hadi yük trenleri falan çarpışıyordu ama yolcu trenlerinin bu kadar kaza yapmaları pek iyiye alamet değil. Zamanında &#8220;tren yolculuğu en güvenli yolculuk&#8221; denildi durdu. Artık onun da güvenirliliği tartışılmaya başlandı.</p>
<p>Dün yine Bilecikte iki tren kafa kafaya çarpıştı. Her defasında ülkemizle gelişmiş Avrupa ülkelerini karşılaştırıyoruz. Onlarla sidik yarışına giriyoruz. Peki bu kazalar bahsettiğimiz gelişmiş bir Avrupa ülkesinde olsaydı neler olurdu? Hükümet, devlet nasıl bir çözüm yoluna giderdi. Bizim gibi gariban makinisti suçlayıp, &#8220;tüm suç onun, kırmızıda durmamış&#8221; deyip kendi kıçını kurtarmaya mı çalışırdı?</p>
<p>Yahu bu makinistleri eğitmekle mükellef olan kurum kim? Bu kurumun genel müdürü kim? Makinistin kırmızı ışıkta geçmesinden sadece kendisi mi sorumlu? Yoksa ona kırmızı ışıkta geçilmemesi gerektiği öğretemeyen kurumun genel müdürü mü? Adam olsa, &#8220;yahu ben bu işi yapamıyorum&#8221; deyip istifa eder. Ama bizde herkesin tuzu kuru. Makinistin yaptığı hatadan kendisine paye çıkarmayacak kadar rahat bir genel müdür.</p>
<p>Daha geçen gün de hızlı tren dedikleri alet raydan çıktı. Ölen olmadığı için çok da fazla ses getirmedi. Sen trenini normal hızında düzgün olarak kullanamıyorsun ki. Bir de hızlı tren deyip duruyorsun. Allah sonumuzu hayıretsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/neler-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serkan Aktaş</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/serkan_aktas.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/serkan_aktas.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 22:01:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Amiga]]></category>
		<category><![CDATA[Anneler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Commodore 64]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Metallica]]></category>
		<category><![CDATA[Revolver]]></category>
		<category><![CDATA[Serkan Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[TCDD]]></category>
		<category><![CDATA[Zardanadam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[Bu çocuğu size nasıl anlatsam bilemiyorum. Herhalde kendisi hiperaktifliğin son noktasıydı. Hayatımda tanıdığım en hiperaktif arkadaşımdı. 8 – 9 yaşlarındaydık. Ne zaman onlara gece oturmasına gitsek ya da onlar bize gelseler acayip atraksiyonlara girişirdik. Onun kadar olmasa bile bende ona ayak uydurmaya çalışırdım çoğu zaman. Ama kendisinin dolabın üzerine çıkıp oradan koltuğa balıklama atlayışını yapmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çocuğu size nasıl anlatsam bilemiyorum. Herhalde kendisi hiperaktifliğin son noktasıydı. Hayatımda tanıdığım en hiperaktif arkadaşımdı. 8 – 9 yaşlarındaydık. Ne zaman onlara gece oturmasına gitsek ya da onlar bize gelseler acayip atraksiyonlara girişirdik. Onun kadar olmasa bile bende ona ayak uydurmaya çalışırdım çoğu zaman. Ama kendisinin dolabın üzerine çıkıp oradan koltuğa balıklama atlayışını yapmaya bir türlü cesaret edemedim.</p>
<p>İlerleyen zamanlarda, yani ergenlik dönemlerimizin başlarında müziğe merak sardık. Metallica dinlemeye başladık. Elimize geçen kasetleri birbirimize kopyaladık. Hatta çoğu zaman aramızda “ben daha çok biliyorum, sen daha az biliyorsun” şeklinde çatışmalar da oldu. Müzik konusunda hep birbirimize bir üstünlük kurma çabasındaydık. Serkan bir org alarak benden bir adım öne geçmişti. Ama çaldığını hatırlamıyorum. Ne de olsa dinlediğimiz müzik türüyle kel alaka bir enstrümandı.</p>
<p>Müzik konusundaki üstünlük kurma çabalarımız, aynı şekilde Commodore 64 ve Amiga 500 arasında hangisinin daha iyi olduğu tartışmalarıyla devam etti. Benim Commodore’umun onun Amiga’sından daha iyi olduğunu savunurdum ben. Bunun doğru olmadığını bende biliyordum aslında. Ama onu kızdırmak hoşuma gidiyordu. Hatta çoğu zaman benim onla dalga geçtiğimi anlayıp gülerek bana saldırdığı bile oluyordu.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 360px"><img title="Serkan Aktaş" src="http://img5.imageshack.us/img5/9467/serko.jpg" alt="Serkan Aktaş" width="350" height="412" /><p class="wp-caption-text">Serkan Aktaş</p></div>
<p>Serkanla çok iyi arkadaştık. Kendisi futbolun “f”sinden anlamıyordu. Fakat buz gibi kış akşamlarında okul çıkışı kendisiyle teketek maçlar yapıyorduk. Soğuktan boğazımız yanana kadar. Ama ikimizde çok eğleniyorduk. Ben mahalledeki diğer arkadaşlarla maçlar yaparken, Serkan ise sadece benle teketek maç yapmak istiyordu. Bu bakımdan futbol konusunda ben daha iyiydim. (Şimdi fark ettim: Yıllar sonra bile hala ona bir üstünlük kurma çabasındayım gördüğünüz gibi)</p>
<p>Sonra biz İzmir’e taşındık ama arkadaşlığımız telefonla da olsa seyrek görüşmelerle devam ediyordu. Birkaç yıl sonra eski mahallemizi ziyaret için İzmit’e gittik. Gece tek başıma evlerine gittim ve kapıyı çaldım. Serkan beni görünce acayip şekilde mutlu olmuştu. Hemen eski mevzulara girdik tabi. Sanki en son daha dün görüşmüş gibiydik. Onların evine tekrar girdiğim anda eski çocukluk anılarım canlandı birden gözlerimde. Evlerinin çok farklı bir havası vardı. Gecenin ilerleyen saatlerinde dışarı çıktık. Hava yine buz gibiydi. Yürümeye başladık. Bir taraftan da ona İzmir’i anlatıyordum. Sonra Serkan bir garip oldu. Onca yıldır tanıyordum ama ilk defa böyle bir şeye şahit olmuştum. Adam kaşınıyordu. Vücudunun ön tarafını var gücüyle kaşıyordu. Montunun önünü açıp kazağını sıyırmasıyla birlikte göğsünün kıpkırmızı kabarcıklarla dolduğunu gördüm. Kendini gerçekten kötü hissediyor olacak ki eve gitmek ve yatmak istediğini söyledi. Bende korktuğum için bunun doğru olacağını düşündüm.</p>
<p>Tekrar İzmir’e döndük. Telefonla olan konuşmalarımız devam etti. Hatta telefonda bile birbirimize aldığımız gitarların markalarını söylüyor, yine bir yarış içine giriyorduk. Yaşlar 20’ye yaklaşınca mesafenin de uzak olmasından dolayı kopmaya başladık. Ne kadar konuşmasak da sürekli olarak eskiye dair defterler açıldığında Serkan Aktaş ismini telaffuz ediyordum. Çünkü hayatımda önemli bir yeri vardı. Hatta zaman zaman onların evinde kasete kaydettiğimiz konuşmaları dinleyip gülüyordum.</p>
<p>2003 yılının bir yaz ayında kendisiyle TCDD Akçay dinlenme tesislerinde karşılaştım. Saçlar gitmiş, ses kalınlaşmış, kulaklar küpeliydi. Ama davranış ve konuşma şekli aynıydı. Hiç hesapta olmayan bu karşılaşma beni çok mutlu etmişti. Bir ağaç dibine oturup eski defterleri açtık. Güldük eğlendik. O dönem ikimizde kendimizi müziğe vermiş durumdaydık. Serkan Zardanadam grubunda bas gitar çalıyordu. Ben ise kendi grubum Revolver’da çalıyordum. Güzel bir geceydi. Tekrar görüşme dilekleriyle ayrılırken bunun son görüşmemiz olduğunu bilmiyorduk ikimizde.</p>
<p>2005 yılının Anneler günüydü. Ben bir gün önce bir arkadaşımda kalmıştım ve gün bitmeden eve dönüp anneme aldığım hediyeyi ona vermek için acele ediyordum. Saat gece 10 civarı eve geldim. Hatta aceleden aldığım hediyeyi paket bile yaptıramamıştım. İçeri girip annemin yanına gittim. Hediyesini verdiğim anda ortamda bir gariplik olduğunu sezdim. Hüzünle sevinç aynı anda nasıl olur merak edenleriniz varsa eğer bende ilk orada gördüm bunu. Annem “Serkan ölmüş” dedi. Bir sessizlik oldu. Tanıdığım tek bir Serkan vardı. O anda onun olacağına ihtimal vermedim bile. Aradan geçen sessiz 10 saniyeden sonra “Hangi Serkan?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Ne yazık ki tanıdığım tek Serkan’dı bahsi geçen Serkan. Serkan Aktaş. 24 yaşındaydı.</p>
<p>Duygularımı kolay kolay dışa vuran biri değilim. O anda da öyleydim. Gece yastığa kafamı koyup düşündüğümde bir türlü inanasım gelmiyordu Serkan’ın öldüğüne. Bu kadar hayat dolu bir insanın bir anda ölmesi ona yapılan bir haksızlıkmış gibi geliyor insana. Hani “Sen çok güldün, eğlendin. Gel bakalım artık bu tarafa.” gibi. Ama yapacak bir şey yoktu.</p>
<p>Serkan’la olan anılarımı yazmaya kalksam herhalde 15 – 20 sayfa yazarım. Birlikte o kadar çok zaman geçirdik ki. Kendisi kan kanseri teşhisi konulup hastaneye yattıktan bir ay sonra vefat etmiş. Bir anda yani… Bazen düşünürüm, yukarıda yazdığım vücudundaki kırmızı kabarcıklar acaba bir haberci miydi diye. Belki de üzerine düşmek gerekliydi. Neyse, yazıma Zardanadam grubunun Serkan için yazdığı “Hepsi Hepsi Hayat Nasıl Olsa” adlı parçasıyla son vereyim. Seni unutmayacağım Serkan.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/U8IHna3l7xE&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/U8IHna3l7xE&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;rel=0" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/serkan_aktas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TCDD: Tren Çarpma Devirme Dağıtma</title>
		<link>http://www.mehmetperdeci.com/tcdd-tren-carpma-devirme-dagitma.html</link>
		<comments>http://www.mehmetperdeci.com/tcdd-tren-carpma-devirme-dagitma.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 23:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilecik]]></category>
		<category><![CDATA[Bozüyük]]></category>
		<category><![CDATA[Demiryolları]]></category>
		<category><![CDATA[TCDD]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehmetperdeci.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Yine bir tren kazası… Yine ölenler, yaralananlar… Gariban TCDD’ye aslında fazla yüklenmeye de gerek yok. Ulaşımın her türlüsünde kazalar kaçınılmaz zaten. Önemli olan bu kazaları minimum düzeye indirebilmek. TCDD şu kör-topal haliyle bile bunu minimum düzeyde tutmaya çaba sarf ediyor. Kaldı ki Bilecik’te olan bu son kazada da kusurlu olan, trenin çarptığı kepçenin operatörü gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine bir tren kazası… Yine ölenler, yaralananlar… Gariban TCDD’ye aslında fazla yüklenmeye de gerek yok. Ulaşımın her türlüsünde kazalar kaçınılmaz zaten. Önemli olan bu kazaları minimum düzeye indirebilmek. TCDD şu kör-topal haliyle bile bunu minimum düzeyde tutmaya çaba sarf ediyor. Kaldı ki Bilecik’te olan bu son kazada da kusurlu olan, trenin çarptığı kepçenin operatörü gibi görünüyor.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><img title="TCDD" src="http://img291.imageshack.us/img291/7505/devir.jpg" alt="TCDD" width="300" height="266" /><p class="wp-caption-text">TCDD</p></div>
<p>Avrupa ve Amerika’da tren taşımacılığını özel şirketler de yapabiliyor. Yani uçak ya da otobüs firmaları gibi düşünün. Biz de ise tren taşımacılığı yapan tek kurum TCDD. Ülkemizde demiryolu taşımacılığının gelişmemiş olmasının sebeplerinden bir tanesi de olayın rekabete açık olmayışı. Eğer birden fazla demiryolu taşımacılığı yapan firma olsaydı ister istemez kalite standartları da yükselecekti. Aynı zamanda bu sayede güvenlik artacak, yolculuk esnasında gereksiz riskler alınmayacak ve yolcu memnuniyeti daha çok göz önünde bulundurulacaktı.</p>
<p>Bu vesileyle TCDD hakkında da bir şeyler yazayım. Yaklaşık 30 yıldır hep TCDD ve çalışanlarıyla iç içe oldum. Sıradan bir tren yolcusunun TCDD hakkında bilmediği pek çok şeyi çok iyi biliyorum. Şu bir gerçek ki, proje olarak bekleyen, bu projeleri hayata geçirmek adına atılıp tutulanların yüzde 10’u yerine getirilseydi, TCDD bugün dünyanın sayılı demiryolu şirketlerinin arasında yer alabilirdi. Ama ne yazık ki hala havanda su dövülmeye devam ediliyor. Kurumda bir yıl içinde israf edilen kırtasiye küçük bir Avrupa ülkesinin beş yıllık kırtasiye harcamasına denktir. Ayrıca bir evrağın altına atılan 7-8 imza da işgüzarlığın ve boşa harcanan zamanın ne kadar çok olduğunun kanıtı. Televizyonlarda insanlara sürekli hızlı tren, modern tren, şu kadar hız yapacağız şeklinde reklam yapan bir kurumun idari birimlerinin duvarlarında hala elle çizilmiş Türkiye demiryolu haritalarının bulunması da olayı biraz açıklıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehmetperdeci.com/tcdd-tren-carpma-devirme-dagitma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
